Yasadışı bahis ve şikeyle ilgili ikinci dalga operasyon haberlerini takip ederken, adı birçok kez şike dedikodularına karışan ünlü kaleci Varol Ürkmez’i hatırladım.

1950’li yıllardan 1970’li yıllara kadar aktif sporun içinde kalmış, Beşiktaş, Galatasaray, Altay, Manisaspor ve Gençlerbirliği’nde oynamış, hatta milli takımımızın kalesini bile korumuştu.

Bazen harika kurtarışlar yapardı.

Ne var ki akıl almaz goller yediği de olurdu. Örneğin bir maçta 45 metreden atılan bir top yuvarlana yuvarlana girmişti kalesine.

Futbol seyircisi tarafından genellikle sempatik bulunurdu.

Ama hatalı goller yediğinde portakal ve ayva bile atılmıştı kafasına.

Bunlara tepkisi portakalları ikiye bölüp suyunu ağzına sıkması, ayvaları ise büyük bir iştahla yemesiydi.

Kale arkasında bekleyen foto muhabirlerinin isteklerini kırmaz, top kendisine gelirken hiç gerekmediği halde artistik uçuşlar yaparak onların en güzel fotoğrafları çekmesini sağlardı.

Yine gazetecileri kırmayıp bazı önemli maçların öncesinde Eyüp Sultan’a gidip dualar okuduğu da olurdu.

***

Fatma Girik’e olan aşkı uzun süre magazin basınında geniş şekilde yer almıştı.

Film tekliflerini reddetmeyip tam 5 filmde başrol oynamıştı. Kadroda Suzan Avcı ve Leyla Sayar’ın olmasını özellikle istemişti yönetmenlerden.

Başından 9 evlilik geçmiş, çok sayıda da nişanlılık yaşamıştı.

Bir gün düzenli yaşayacağına, gece hayatını askıya alacağına, çapkınlık filan yapmayacağına dair söz verdi kendine. Bir hafta boyunca titizlikle uyguladı bu sözü. Ama çıktığı ilk maçta üç gol yiyince, “Yahu bu düzenli hayat bana yaramıyor” deyip tekrar eski günlerine döndü.

***

Hürriyet gazetesinden İlhan Söyler, futbolu bıraktıktan yıllar sonra Varol Ürkmez’e, “Adınız birçok kez şike olaylarıyla anıldı. Gerçekten şike yaptınız mı” sorusunu yöneltmişti.

Bu soruyu verdiği yanıt şöyleydi:

“Hani derler ya, ‘Bir insanın adı çıkacağına canı çıksın’ diye... Benimle ilgili şike meselesi de böyle. Ne yapalım, adımız çıkmış dokuza inmez sekize.

Yemin ediyorum, gol yemek için hiçbir zaman para almadım. Benim aldığım, gol yememek içindi. Kalecinin görevi zaten gol yememek değil mi? Tanıdığım yöneticiler, futbolcu arkadaşlarım bana maç öncesinden gelip, ‘Ne olur bu maçta gol yeme bize yeter’ diyorlardı. Sonra bir bakıyorum, ‘Varol şu parayı bir yerde ye, kullan’ diyorlar.

Bizim etrafımız hep yoksul insanlarla doluydu. Onlarla birlikte eğlencede harcayıp durdum paraları. Hayatta sevmedim parayı, sevseydim şimdi hanlarım, apartmanlarım olurdu.”

***

Hızlı yaşamış ama genç ölmemişti Varol Ürkmez.

84 yaşına kadar yaşadı.

Evet, bahis ve şike soruşturması vesilesiyle bir kez daha hatırladım bu gerçekten renkli kalecimizi.

********

ETKİ DOZU YÜKSEK BİR OYUN

********

Cinayetten yaralamaya, uyuşturucu satıcılığından haraç almaya, hırsızlıktan fuhuşa her türlü suçun işlendiği, toplum dışına itilmiş insanların yaşadığı bir yerdir Kolera Mahallesi.

Mahallenin iyi yürekli kabadayısı Sado, yoksullara yardım etmekte, haksızlığa uğrayanların yanında yer almaktadır. Ne var ki mahalleye hâkim olmak isteyen haraççı kabadayı tarafından öldürülür.

Bu arada mahallede seri bir katil ardı ardına cinayetler işlemeye başlamıştır.

Sado’nun yerini Salih alır ve bir yandan haraççı kabadayıyla mücadele ederken bir yandan da seri katilin peşine düşer. Aynı zamanda mahalleye yeni taşınan konsomatris Tina’yla da aşk yaşamaktadır.

Salih sonunda hem seri katili bulup öldürecek hem de mahalleyi haraççı kabadayıdan kurtaracaktır.

Ancak sakin ve dürüst bir hayat hayal ederken içine düştüğü çıkmazlar ve ailesiyle ilgili yaşadığı acılar onun da dengesini bozacak ve bileğini keserek hayatına son verecektir.

***

Metin Kaçan’ın “Ağır Roman” isimli romanını kabaca böyle özetlemek mümkün.

Aynı adla filmi çekilen ve tiyatroya uyarlanan roman son olarak Adana Devlet Tiyatrosu yapımı olarak çıktı karşımıza.

Geçtiğimiz hafta sonu tiyatronun Ankara turnesinde izlediğim oyunun etki dozu yüksekti, sarsıcıydı.

Adana Devlet Tiyatrosunun böyle bir oyunu repertuarına almasını cesur bir hareket olarak gördüğümü söylemeliyim öncelikle.

Zerrin Altıok’un romandan tiyatroya uyarladığı, Hakan Örge’nin sahneye koyduğu oyunda 25 sanatçı rollerini başarıyla canlandırıyor.

***

Romanın ruhuna uygun hareket etme kaygısıyla olacak oyunda argonun yer almadığı replik neredeyse yok. Örneğin, tecrübesiz yerine tıfıl, gafil avlanmak yerine tufaya gelmek, kaçmak yerine topuklamak, değersiz yerine köfti, iyilik yapmak yerine kıyak yapmak, düzenbazlık yerine katakulli, şık yerine janti, sersem yerine denyo, ölmek yerine cavlağı çekmek, çalmak yerine araklamak, kaybolmak yerine arazi olmak kullanılıyor.

***

Ve şimdi gerçek bir trajediden bahsedeceğim.

Oyunun ana karakteri Salih yukarıda da belirttiğim gibi intihar ediyordu.

Ne yazık ki “Ağır Roman”ın yazarı Metin Kaçan da Boğaz Köprüsü’nde atlayarak hayatına son verdi. 52 yaşındaydı.

Bu olayın hikâyesi de şöyle:

1996 yılıydı.

Güneş K. İsimli kadın, “Metin Kaçan’la arkadaşı Alp Buğdaycı’nın hem şiddetine hem de tecavüzüne uğradım” diyerek şikâyetçi oldu.

Açılan dava yıllarca sürdü.

Mahkeme, Metin Kaçan’ın, “Güneş K. ile 5 yıldır birlikte yaşıyoruz. Tecavüz filan yok. Başka kadınlara ilgi göstermem nedeniyle intikam için böyle bir iddiada bulundu. Tartışıp ayrıldığımız gece muhtemelen başkalarının saldırısına uğramış” şeklindeki savunmasını dikkate almadı, 2000 yılının Nisan ayında onu 8 yıl 9 ay, Alp Buğdaycı’yı 4 yıl 2 ay hapse mahkûm etti.

Cezaevinde “Tecavüzcü” denilerek mahkûmların saldırısına uğrayıp yaralanan Metin Kaçan, yıllar sonra tahliye edildi ama yaşadığı ağır travmaların sonucu girdiği bunalımdan kurtulamadı, hayatını Boğaz’ın sularında noktaladı.