Bir dönem gazetelerin en çok okunan bölümlerinden biriydi üçüncü sayfa. Cinayetler, hırsızlıklar, dolandırıcılıklar, uyuşturucu, mafya, aile faciaları… Gazeteyi eline alan kişi ülkenin büyük meselelerini birinci sayfada okur, toplumun karanlık yüzüyle ise üçüncü sayfada karşılaşırdı.

Bugün üçüncü sayfaya belki de artık ihtiyacımız yok.

Çünkü üçüncü sayfa bütün gazeteye, hatta bütün gündeme yayılmış durumda.

Dış politika haberlerini, savaşları ve her gün değişen zamları bir kenara bıraksak geriye kalan gündemin önemli bölümünde soruşturmalar var. Rüşvet iddiaları, uyuşturucu operasyonları, suç örgütleri, yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık, suç gelirlerinin aklanması, haksız kazanç ve mal varlıklarına el koyma haberleri…

Üstelik bunlar birkaç münferit olaydan ibaret de görünmüyor.

Örneğin Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığının eylül ayındaki duyurularında 71 ilde 10 günde 2 ton 367 kilogram uyuşturucu madde ile 4 milyon 34 bin 459 uyuşturucu hap ele geçirildiği, başka bir operasyonda ise bir suç örgütünün yaklaşık 1,3 milyar liralık mal varlığına el konulduğu bildirildi.

Siber suçlar tarafında da tablo farklı değil. 23 Eylül'de 36 ilde yapılan operasyonlarda 826 şüpheli yakalandı; bunların 444'ünün tutuklandığı açıklandı. Soruşturmaların konusu yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve çocuklara yönelik çevrim içi suçlara kadar uzanıyordu.

28 Eylül'deki başka bir operasyonda ise 25 ilde 473 şüpheli yakalandı ve 286'sı tutuklandı. 41,3 milyon lira değerindeki mal varlığına el konulduğu açıklandı.

Bunlara rüşvet soruşturmalarını eklediğimizde üçüncü sayfanın neden yeniden hatırlandığı daha iyi anlaşılıyor.

Hatta mesele artık sadece sokaktaki suçtan da ibaret değil. Kamu görevlilerinin, şirketlerin, finansal yapıların, sosyal medya hesaplarının ve çeşitli meslek gruplarının da farklı soruşturmaların konusu olduğunu görüyoruz. Antalya'daki rüşvet soruşturmasında iki emniyet müdürünün de gözaltına alınması bunun dikkat çekici örneklerinden biri oldu.

Bir başka soruşturmada ise 1 Temmuz-16 Eylül arasındaki fon işlemleri kapsamında 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin mal varlığının dondurulduğu, 37 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulandığı açıklandı.

Bütün bunların sonunda insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Acaba Türkiye yeniden bir “Temiz Eller” dönemine mi giriyor?

Bu sorunun cevabını bugün vermek mümkün değil.

Çünkü bir operasyonun büyüklüğünü gözaltı ve tutuklama sayıları belirlemez. Asıl ölçü, soruşturmanın nereye kadar gittiği ve hukuki sürecin sonunda ortaya ne çıktığıdır.

Daha da önemlisi, toplumun adalet duygusudur.

Eğer gerçekten kapsamlı bir temizlik algısı oluşacaksa bunun temel şartlarından biri, hukuk karşısında farklı kesimlere farklı ölçüler uygulanmadığının görülmesidir. Kim olduğuna, hangi çevreden geldiğine, hangi ekonomik veya siyasi bağlantılara sahip olduğuna bakılmaksızın aynı hukuk işletildiği duygusu oluşmadıkça operasyonların sayısı ne kadar artarsa artsın tartışma bitmeyecektir.

Çünkü Türkiye'nin geçmişinde de toplumun bir bölümünü uzun süre meşgul eden soruşturmalar, operasyonlar ve büyük davalar oldu. Bugün geriye dönüp bakıldığında ise insanların hatırladığı yalnızca kaç kişinin gözaltına alındığı değil, sonunda adaletin nasıl tecelli ettiği oluyor.

Fakat bütün bu tartışmaların belki de en önemli tarafı siyasetçilerden, savcılardan veya gazetecilerden daha farklı bir yerde duruyor.

Çocuklarımızın karşısında.

Çocuğumuza ne anlatacağız?

“Dürüst ol.”

“Çalış.”

“Hakkını yemediğin gibi başkasının hakkını da yeme.”

“Kolay para kazanmanın peşinden gitme.”

“Uyuşturucudan, kumardan, yasa dışı işlerden uzak dur.”

Bunların hepsini söylemeye devam edeceğiz.

Ama çocuk büyüdüğünde karşısına çıkan hayat bize başka sorular sorduruyorsa ne yapacağız?

Milyonların nasıl kazanıldığını anlamadığı, lüksün ve gösterişin başarıyla karıştırıldığı, kısa yoldan zenginleşmenin zaman zaman özendirildiği, sosyal medyada paranın kaynağından çok görüntüsünün önemsendiği bir dünyada sadece “ahlaklı ol” demek yeterli mi?

Rüşvet alanın, uyuşturucu satanın, insanları dolandıranın, yasa dışı bahis üzerinden para kazananın yakalanması elbette önemlidir. Devletin suçla mücadele etmesi zaten devlet olmanın temel görevlerinden biridir.

Ama operasyon suçun sonucuna müdahale eder; toplum ise suçun nedenleriyle de uğraşmak zorundadır.

Çocuklarımıza yalnızca neyi yapmamaları gerektiğini değil, neden yapmamaları gerektiğini de anlatabilmeliyiz.

Çünkü bugün üçüncü sayfa haberlerinin çokluğu yalnızca suçlular hakkında bir şey söylemiyor. Aynı zamanda toplumun para, başarı, güç, itibar ve ahlak anlayışı hakkında da bize bazı sorular soruyor.

Belki de asıl korkutucu olan üçüncü sayfanın geri dönmesi değil.

Üçüncü sayfada okuduklarımızın çocuklarımız için sıradanlaşması.

Yarın onlara “Dürüst ol” dediğimizde verecekleri cevap şu olmamalı:

“Peki baba, herkes böyle yapmıyor mu?”

İşte asıl temizlenmesi gereken yer, belki de tam olarak burası.

Formun Üstü

Formun Altı