Google'a 1993 Türkiye yazıverin hele. Her kişinin kendisi için seçeceği en az bir büyük acının yılıdır 1993 bu topraklarda.. Mesela bu gün Sivas Madımak, 3 gün sonra Başbağlar olacak. Bir günü Uğur Mumcu, bir günü Turgut Özal'dı. 1993’ün. Bir başkası Cem Ersever bir diğeri Adnan Kahveciydi. Bir gün silahsız 33 Mehmetçikti, başka bir gün Eşref Bitlis Paşa idi. Luky-S uyuşturucu gemisi de o yıl ele geçti, arkasında bir sürü sır bıraktı. Ümraniye Çöplüğü de o yıl patladı.. Neredeyse 365 günü acı dolu sır dolu bir yıldı 1993..

Herkesin acı çektiği bir zaman diliminde hiç kimse masum değildir. 1993 de de neredeyse hiç kimse ya da doğru söyleyişle hiçbir taraf masum değildi belki. Taraflar masum değildi, ise de mağdurlar o masum olmayan tarafların hedefinde olanlar oldu. İçlerinde taraf olanlar da vardı, hiçbir şeyden haberi olmayanlar da.

Her şekilde onların çocukları vardı, ana babaları vardı, onları sevenler, onlardan bir şeyler öğrenenler, onlardan bekleyenler ya da onları bekleyenler vardı. İşte onların içinde bir çokları en azından o gün masumdular.

Bugün, hani o Trump’ın 12 gün savaşları diye film yapılır belki dediği gibi 1993 diye bir film yapılsa mı diye düşünmüştüm bir zamanlar, ama olmaz herkes kendi acısının filmini yaşarken olmaz.

Neticede bugün 2 Temmuz’a bir kez daha geldi takvim yaprakları. Küllenen acılar belki bizler için ama işte ateş düştüğü yeri yakıyor. O günleri, aklı başında vicdan sahibi kimseler hatırlamak da bir daha yaşamak da istemez.

Ama dün de 1 Temmuz’du. Aynı şeylerin kıyısından dönüldü belki de, Ogün Aziz Nesin üzerinden itiraz ve protesto hakları olanlar bu haklarını kullanmak yerine bir vahşetin sebebi olmayı, ve kalabalıkları da bu anlamda bir şekilde galeyana getirmeyi tercih etmişlerdi.

Dün kesinlikle kabul edilemez bir aymazlığa imza atıldı bu ülkede. Peygamberimiz üzerinden son derece çirkin bir provokasyon yapıldı. Dünyanın neresinde olursa olsun kabul edilemeyecek bir provokasyondu. Önce ne var bunda edasında cevap verenler sonra da aklımızla alay eder gibi biz onu kastetmedik minvalinde bir açıklama yaptı.

Ama ne yaptıkları ne yapmak istedikleri açıktı. Sonrasında son derece sert bir biçimde kınandılar, mesul olduğu düşünülen ve görülenler tutuklandı. Olması gereken de buydu. Ama ya öncesinde olanlar neydi, protesto hakkı mı?

İşte burada durum provokasyona uygun bir hale geliyor her zaman. Derginin bana kalırsa tesadüfi olmayan ve kastı belli paylaşımı bize yıllar öncesinin acılarını ve korkularını bir daha yaşattı. Bu sefer yapılan açıklamalara ve davranışlara belli bir dozu aşmış olsa da müsaade eden ama kontrolü de onlara bırakmayan bir kolluk vardı.

İstenen ve kimin istediği tam olarak belli olmayan görüntüler bu sefer yarım kaldı. Burada kontrolü alan ve bazı suçlara dahi can güvenliği tehlikesi olmadığı için müdahale etmediğini düşündüğüm görevliler bence doğrusunu yaptı. Galeyana gelmeye son derece hazır bir kalabalığı yönlendirebilecek olanları protestoya yönlendirdi.

Evet yapılanlar belki suç kapsamındadır ve bir kısmı da itiraz edilmiştir. Ancak bu olaylara orda müdahale etmek istenen ve beklenen o galeyanın oluşmasından başka bir işe yaramazdı diye düşünüyorum .

Önemli olan dün yaşananların 1993 de yaşananlarla karıştırılmaması. 1993 de bir provokasyon varsa bile sadece bir kişiye yüklenebilirdi. O gün bu durumu kullanarak halkı galeyana getirmeyi başaranlar aslında neredeyse olmadık sebeplerle bunları başlatmış idi. Ancak önceki gün yaşananların senaryosu sanki olayların yaşandığı yerde yazılmış gibi idi. Kolluk güçleri bu durumu bana kalırsa son derece iyi yönettiler.

Burada tek soru aslında şudur, böyle bir ortamda Ortadoğu yanarken, içeride muhalefet kendi meselelerinden kafasını kaşıyamaz duruma gelmişken bu güne kadar akla gelmeyen o karikatür neden şimdi çizildi ve servis edildi. Bunun sadece oraya toplanan insanları değil ülkede yaşayan çok büyük bir nüfusu rahatsız edeceği bilinmiyor olabilir mi?

Sonra gelecek soruları ve teorileri bu soruya cevap verdikten sonra sorabilirsiniz